• Mobil   • Site Haritası   • Webmail   • RSS  



                  

Üye Giriş
E-Posta :
Şifre :
Beni Hatırla
     
    Üye Olmak İstiyorum
    Şifremi Unuttum

TÜM ÜYELER
ŞİİRLER
YAZILAR / ÖYKÜLER
KİTAP/ KÜLTÜR/ SANAT
ÜNLÜ ŞAİRLER/ ŞİİRLERİ
GÜNCEL
SAĞLIK / YAŞAM

SON 3 ÜYEMİZ
Turgut ÖZKUL
Berkant DOĞAN
Murat ÖZTÜRK

İYİKİ DOĞDUNUZ
mahirane

HAFTANIN İNCİLERİ
HESAP SORACAĞIM
SERZENİŞ

SON YORUMLAR
SERZENİŞ
SAYIN ; ŞUAYİP ODABAŞI BEYEFENDİ ŞİİRİNİ...
HESAP SORACAĞIM
SAYIN ; BİLAL TEKİN BEYEFENDİ ŞİİRİN...
İNCE SIZIM !
DÖNÜP DÖNÜP OKUYASIM VAR ȘİİR SAHİLİNİZDE OTU...
VAHH-VAH
ŞİİRİMİ HAFTANIN İNCİSİ SEÇEN DEĞERLİ MAVİ EYLÜL S...
VAHH-VAH
SAYIN ; MAHİR BAŞPINAR BEYEFENDİ ŞİİRİNİZ...
İNCE SIZIM !
SAYIN ; HAYDAR METİN BEYEFENDİ ŞİİRİNİ...
HÜZNÜN ÖZLEMİYLE SARARMIŞTI YAPRAKLAR
Sayın ZELİHA ÇAKAL Hanımefendi değerli Radyo Mavi ...
ÖZLEMEK NEFRETTEN DAHA GÜZELDİR
SAYIN ; ERTÜRK DEMİRCİ BEYEFENDİ ŞİİRİNİZ ...
NAZ VERMİŞ
SAYIN ; ERDOĞAN BEKTAŞ BEYEFENDİ ŞİİRİ...
HÜZNÜN ÖZLEMİYLE SARARMIŞTI YAPRAKLAR
SAYIN ; BEHÇET BÜK BEYEFENDİ ŞİİRİNİZ &#...
 
KIRILMA NOKTASI
27 Nisan 2017 Perşembe 23:00
12
14
16
18


 

15 Kasım 2016 Salı
Bilgisayarımın saati, gece 00.30 gösteriyordu. Gözlerim de çok acıyordu, artık yatma zamanım geldiğini düşünüp, evlilik hayatım boyunca, adet olmuş üzere, yatağa girmeden mutfağı şöyle bir kolaçan eder, tencerelerde kalan yemekleri saklama kaplarına boşaltıp, dolaba koyar, bulaşıkları da makine ya yerleştirirdim. Balkon ve giriş kapılarını kilitli mi diye kontrol eder yatardım.

Aynen, bu akşam da, bu alışkanlığımın esiri olan ben, tüm bunları yapmadan yatarsam, aklıma takılır uyku girmez gözüme diye ve bu huyumu iyi bildiğim için. Dişlerimi fırçaladıktan sonra mutfağa geçtim. Nedense her zaman bu durumu kabullenmiş olan ben, beni ve neredeyse mutfak tezgahını bile, bu halinden şikayetçi tavrıyla buldum. Daha akşam yemeğinden sonra bulaşıkları makineye koymuş, teghahı tertemiz yapmıştım. Çay bardakları ve meyve tabaklarından başka bir şey olmaması gereken tezgahın üstü, bir baştan bir başa, tencere, tava kap kaçak doluydu. Hem içimden söyleniyor, hemde bulaşıkları makineye dolduruyordum.

’ Akşam yemeğini ailecek akşam saat 19 da, yemiştik. Bu adam (yani eşim) neden bu kadar çabuk acıkıp, çok yemek yiyor anlamış değilim, hem de tam yatağa girerken.’ Tezgah temizliğinin son rütüşünü yaparken, düşünmeden de yapamıyordum. Her daim olumsuz bir durumda öz eleştirim ilk kendime olduğu için, bu konuda da, oldukça cömert davranıp içimden konuşmaya devam ediyordum. ’ Acaba, bu adamı (eşimi) çok mu ihmal ediyordum ki, yemeğe vermişti kendisini. Evliliğim boyunca her gece tam yatağa girerken tıka basa yemeden yatmıyordu.Hani bir laf vardır" Kiminin kalbine giden yol midesinden geçer" diye. Ha işte, tam da o benim eşim için söylenmiş bir söz. Hemen hemen her sabah, kahvaltı hazırlanırken, akşam yemeğini de yapıp dinlenmeye bırakan, tek bayanın ben olduğumu düşünmeye başlayalı seneler olmuştu. Ya da, ertesi gün bir yerlere gezmeye falan gideceksem, üç beş çeşit yemek yapmak zorunda kalırım hep. Ne olur, ne olmaz, evde hazır yapılmış yemek bulamazsa tepesi atar beyimizin diye. Maalesef ki, ev hanımlığından emekli olamama durumlarını da iyi bildiğim için, nasıl olsa görevim, şikayet etmek ne haddime diyerek kolları sıvarddım. Bir de benim gibi biri sürekli eşinin ailesiyle birlikte, kalabalıkla yaşarsa, sanırım kendimce tükenmek bu oluyordu, bu akşam ki bu söylenmelerim.

Ömrüm, göz göre göre, avuçlarımdan akıp gidiyor ve ben, yapmak istediklerimi yapamıyordum. Hatta eşim sürekli kitap okuyor, ben bir kitabı bir yıl da bitiremiyordum. Onun okuduğu kitaplar tarzım olmasa da, dinleyerek okumuş gibi oluyordum. Mutfakta soğan doğrarken, patates soyarken eşimde benim sabrım ve hoşgörüme sığınarak paylaşıyordu benimle. Elbette eşim çok keyif alıyordu, iyi bir dinleyicisi ve eleştirmeni vardı. Sonuçta bende, o kitabın içeriğinden haberdar olup, kendimi bilgi sahibi olmuş kabul ediyor sesimi çıkarmıyodum. Bazen de,eşime çatmadan duramıyordum: “Oh ne âlâ, ne güzel, sen istediğin kitabı okuyorsun, canın çektiği yemeği ve ziyafeti, bu kül kedisi kılıklı eşine emredip yaptırıyorsun, hatta daha çorap çekmecenin yerini bile bilmiyor, kazağını, gömleğini, gardrobunun hangi bölmesinde olduğundan bihabersin”, yeter demek istercesine, bende ki isyanlar kazan kaldırıyordu artık. Benimde yapmam gerekenlerim vardı. Bende kendimi ifade etmek istiyor, bunun için geç bile kalmıştım, bir zaman yaratmalıydım

kendime. yaşımın gelip geçtiğini düşünüp, emekli olmuş bir kocanın, kendi işlerini kendisinin yapmasını istiyordum. Bunu kendisine defalarca da söylemiştim oysa. Ben akşam yemeğinden sonra mutfağı toparlayıp, bilgisayarımda yapılacak işlerimle uğraşıyorum. En azından, ondan sonra yiyip, içtiklerinizi toparlayıp koy makineye diye.Ufak, tefek şeyler diye serzenişte bulunuyordum, “ama nerede”: ’Ne rahat adam ya, bunca yıl bir gıdım değiştirmedi kendisini’ diyerek içten içe dert yanıyor, bu söylenişlerimi yine çoktan yatıp uyumuş olduğu için, kendime aktarıp soruyor, yine kendim cevaplıyordum. “Yok canım, bu kadar çok yemesinin bunca yıllık evliliğimizden sonra benimle alakası olamaz. Bu adam, ilk nişanlandığımız günlerde, bize misafir gelmişti de, gece yatarken, bana sarımsak dövdürüp, sarımsaklı yoğurt yemiş yatmıştı. O günde, çok şaşırmıştım, hâlâ bir değişim yok.” Peki bana ne oluyordu ki? Evliliğim otuz beşi, yaşım elliyi devirmiş, o zaman ki görmediğim bu şeyleri gözümde büyütüyordum. Oysa ben kendimi bildim bileli çalışmayı, işi çok seven biriydim. Hiç bir zaman boş boş oturmak, ya da gereksiz, işe yaramaz şeylerle uğraşmak bana göre olmamıştı. Öyle ki, çocuklarımı büyütürken, şimdi ki gibi hazır giyimler yoktu. Kıyafetlerini kendi dikiş makinem de dikerdim. Kazak, hırka, şapka,eldiven yün işi ne kadar giysi varsa elde örerdim.

Şimdi ney alıkoymuştu bütün bu işlerden beni? Bir zamanlar nokta kadar kiri parmaklarım acıyana kadar cifleyip, ovan ben, artık yüzeysel yapıyor, görsem de görmemezlikten gelmeye çalışıyordum.,Ya da o an değilde daha sonra yapıyordum ama sonuçta gene yapıyordum. Epeyden beri, gece yatağımda bir zaman uyuyamıyor, kendi kendime sorular soruyordum. Bir zaman sabahın altısında yatak odamın kapısına gelip bağıran: “Kalk sobayı yak!, babana çorba pişir, kahvaltı geç kaldı, daha inekler sağılıp, yayıklar yayılacak “diyen kayın validem. Bugün bana: “Neden erken kalkıyorsun, yat, uyu, dinlensene” dese de. Aslında o günlerde, bu günler için, kurduğu çalar saattin, o bile farkında değildi. Bazen, ’İyi ki de uyuyamıyorum, onlar gibi, on, onbirlere, kadar. Zaten kaçmışlardı, çok mesafe açılmıştı, kaçırdıklarımla aramda..’Ya da elimden alınmışlardı. Çocukluğum, gençliğim, kazandığım okulum. Hatta yaşıtlarım sokakta sek,sek sekip, oyuncak bebeklerle oynarken, sahici bebeklerime büyükler yanında veremediğim sevgimle anneliğimde.

Eşimin babası ve abisinin de çocukları çok geç olmuştu. Hep çocuk özlemi çeken bir eve bebek gelmek elbette bambaşkaydı çocuklarım için. Fakat ben, kül kedisinden farksız halimle, sadece süt anneliği yapıyor, bazı geceler babannesi tarafından bencilce sevmek için uyandırıldıktan sonra bir türlü uyutamadığım bebeklerimi uyutmak ve ertesi gece, belki uyurum umuduyla ağaçtan olan beşiklerini sallayarak sabahlıyordum. O zaman ki, yaktığım sobalarda, odunların kolay tutuşması için, ana sayfadaki başlıklarını okuyup, iç sayfalarını merak ettiğim, saklasamda, zaman bulup asla okuyamadığım o gazeteler kaçmıştı. Başlayıp da bitiremediğim şiirler, hatta bir zamanlar maddi imkansizlık yüzünden isimlerini okuyup içindeki dünyayı merak ettiğim kitaplar, hepsi geçip gitmiştilerdi, ömrüm ve hevesimle birlikte. Bir kırılma noktasıydı belki de bendeki bu durum. Teknoloji gelişmiş İnternet çıkmış, her eve bilgisayar girmişti. (Teknik kafamda bayağı iyiymiş, tabi bunu çocuklarım söylüyorlar, ben bir şey fark etmiyorum da.) Elektronik mühendisi olan büyük oğlum sayesinde bilgisayarı da kısa sürede öğrenmiştim. Çocuklar okulda oldukları zaman bilgisayarı açar açmaz edebiyat siteleri dikkatimi çekerdi. Şiir ve yazı okuma isteğime engel olamıyordum. Yanımda her yere çantamda kitap taşıyor, hastane de sıra beklerken, metro da, otobüste her yerde okuyordum artık.

Geçmişte yazıp yazıp yırtarak, bir türlü okuyamadığım şiirlerimin, tam da yeriydi buralar. Nereye gizleyip, nerede sakladığımı ben bile unuttuğum ,hatta üzerine bir daha çıkmasın diye bastırdığım duyguların hepsi depreşerek su yüzüne çıkmaya başlayıp, amatörce şiir ve düz yazı olmak için can atıyorlardı. Tabi ki, bir bayan olarak, her kadın gibi, kendini ifade ederken, yaşadığı zorluğu bende yaşayanlardanım. Önceleri ailem ve akrabalar tarafından yadırgandım; Hâlâ bilmelerinin gereksiz olduğunu düşündüğüm çok yakınım vardır. Ve ben kendimi ifadem de baskılar gördükçe, pes etmeyip daha da hırslanmıştım. Mücadelem amaç, amacım mücadelem olmuştu. “Sen, bir annesin, üstüne üstlük, kadınsın, senin neyine Şiir, yazı yazmak “, diyenlere inat, elimden alınanları geri almaya çalışıyordum. Ruhum, benliğim, hatta, duruş, bakış, yüzümdeki ifadeleriminle birlikte her halim, geç kalmışlara koşturuyordu sanki. Bir şeye ihtiyacım da yoktu, ya da olmadığını düşünüyordum, her şey elimin altındaydı. Eşim, bir dediğimi iki etmiyor, çocuklarımsa, gözümün içine bakıyorlardı. Her birini, yüksek okullarda okutmuş yuvadan da uçurmuştum üstelik. Peki neydi bu telaşım, niye, niçin? koşturuyordum böyle yarış atı gibi. Neyi kaçırmıştım? Ya da, neye yetişmek istiyordum? Her yaşta ki ev hanımları gibi yirmi dört saat,
dizileri ve tekrarlarını izlemek varken, neden televizyon daki onlarca kanal, yetersiz kalıyor istediğimi alamıyordum. Sorusuyla cevabıyla hayat labirentinin içinde kaybolan beni bulmaya çalışarak, kendimi kendimde arıyordum sanki..


23.01.2016/ GEBZE

Aliye UYANIK
Okunma Sayısı : 654

“Bu eser’in her türlü telif hakkı şairin veya yazarın kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.”

  Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış

  Yorum Ekle



Erişim yapmaya çalıştığınız içerik için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Lütfen üye girişi yapınız...





+ Benzer Haberler
» TOMURCUKLAR AÇARKEN
» PARMAK UÇLARINDAN ÖPÜN ONLARI
» RAHAT BIRAKIN GENÇLERİ
» SARIŞINLAR MI APTAL YOKSA BEN Mİ?
» GÜL GÜL ÖLDÜK DEDİRTME ALLAH’IM
» ÜÇ
» NE DERSİN ?
» SU
» İYİ OLDUĞUNU HAYKIR
» BU KUMAŞTAN BİR TAKIM ELBİSE ÇIKAR MI?
» O BİR SANATÇIYDI
» AİLE
» K/ADINA LAYIK OL
» KÖPEK SESLERİ
» ISKA GEÇİLEN SEVGİ
» YOLUMU AYDINLATAN MEŞ’ALE MUZAFFER İZGÜ
» AĞA’NIN POKUNUN ÜSTÜNE POK OLURMU ULAN
» TIRNAK İÇİNDE
» DÜN 2
» ONBEŞ; ONALTIDAN BÜYÜK


Site İçi Arama

DUYURULAR
» İPHONE CEP TELEFONUNDAN RADYOMUZU DİNLEMEK
İÇİN CEP TELEFONUNUZUN ARAMA MOTORUNA www.radyomavieylul.net/m ADRESİNİ GİRİNİZ VE "play" TUŞUNA BASINIZ.


» ANDROİD CEP TELEFONUNDAN RADYOYA GİRMEK
ve kesintisiz dinlemek için "PLAY STORE" tuşundan "Radyo Mavi Eylül" radyomuzu cep telefonunuza indirebilirsiniz. Radyomuz otomatik açılacaktır. Radyomuz çalarken başka sayfalarda gezinebilirsiniz. Açılan radyo sayfasının sol altındaki "sarı zarf" simgesini tıklayarak, istek gönderebilirsiniz. Dilerseniz, Googleden "Radyo Mavi Eylül" ANASAYFASINA ulaşıp, giriş yaparak SOHBET KÜRSÜSÜNE ulaşabilirsiniz.


» SOHBET KÜRSÜSÜ İHLALİ...
Sohbet kürsüsünde, din, siyaset ve parti konularında yapılacak atışmalarda veya kürsüye 7-8 mısradan daha uzun şiir asılmasında, o kişi yada kişiler 24 saat banlanacak, tekrarları söz konusu olduğunda üyeliği silinecektir…


» HAFTANIN İNCİLERİ
Haftanın incileri köşemizde duyurulan şiir ve yazılar, her pazartesi gecesi canlı yayınımızda radyomuzda okunmaktadır.


» RADYO MAVİ EYLÜL’DE CANLI YAYINLAR...

Tüm dost ve arkadaşlarımızı şiirlerle harmanlanıp, şarkılarla demleneceğimiz radyo gecelerimize bekliyoruz..


 
Ziyaretçi Defteri


YAZARLAR

          

DELEN
Sağlık/Yaşam 
                                         

      

Samim
İGDE
(Ramak Kaldı)
                                     

      

Şuayip
ODABAŞI
(Ölüler Kentinin Ozanı) 
    

         

Harika  
UFUK
(Harika Ufuklar) 
                                           

 
     
DOST SİTELERİMİZ
Edebiyat Defteri
Antoloji
Türk Dil Kurumu
Edebiyol
Edebiyatevi.com
Sinobil
FAYDALI LİNKLER
Belediyeler
Hasteneler
TC.kimlik sorgulama
Dünya haritası
Önemli günler

Önemli Günler

Radyo Mavi Eylül.Net Bir Müzik ve Edebiyat Platformudur.
Tüm Hakları Saklıdır 2013